Kapat

Dodan Özer

Hakkında

Dodan, blues, jazz, rock, newage ve etnik müziği Kürtçe sözlerle birleştirerek yeni bir müzikal perspektif sunduğu "Şabûn" (sevinç)" adlı albümü müzikseverlerin beğenisine sundu. Repartuarı ve müziğiyle 'olgun' bir albüm ortaya çıkaran Dodan, şarkıları yorumlarken gösterdiği üstün performansın yanında; doğaçlama söylediği ezgiler müzikseverleri derinden etkileyecek. Dinleyenlerin Şiwan Perwer ya da Ciwan Haco gibi Kürt müziğinin usta isimlerinin şarkılarını Dodanın eşsiz kendine özgü yorumuyla yeniden dinleme fırsatı bulabileceklerdir. Albüm, Cem Yıldız'ın aranjörlüğünde ve Fahri Göçer'in "Neçe" parçasındaki latin müziğin harmanlanmış olduğu gitar yorumuyla, Apo Shakar'ın muhteşem basıyla, Hogir'ın ritimleriyle, ve parçalarda bazen hüznü bazen neşeyi getiren çellosuyla Barış, ayrı bir renk kattıklarını özellikle belirtmek gerekiyor. Geniş bir repertuvara sahip olan albümde Dodanın özgün yorumuyla "MELE İSA", "LE DİLBERE", "NEÇE", "MALAN BAR KIR", NEXŞE MİRZO", EMPROVİZE", "EDLE", "HEVİ" adlı parçalar albümde yer alıyor.

Müzikal anlamda zengin bir altyapıya sahip olan albüm içerisinde, "NEÇE", "EMPROVİZE", "HEVİ" şarkılarının söz ve müziği Dodan'ın kendisine ait olmakla beraber diğer seslendirilen 5 şarkıda anonim olarak sizlerin beğenisine sunulmuştur... içsel ,ezgisel yolculuğumuzda dudaklarınızda mutlu bir gülüşle rüzgara karışacak olan sesiniz; bizleri yolculuğumuz boyunca daha da cesretlendirerek yarınlarımıza daha umutlu bakmamamızı sağlayacaktır... kollarımız gökyüzüne doğru açılmış yüzümüz bulutların gölgesinde uzakta çok uzakta kalmış dostlarımızı sarmalar gibi şarkılarımızla selamlıyoruz sizleri... Ses, estetiği insan doğasının gırtlak ile kurduğu en yakın ve dolayısıyla içkin bağdır. Kürt, halkının doğa ile ses üzerinden kurduğu bu ilişki dengbêjliği, (ses-söyler) kültürün başat imgelemi olarak addetmiştir. Berxvan (kuzu çobanı) olan küçük çobanlar, ilk olarak kendallara (uçurum) zinarlara (kaya) şikeftlere (mağara) avazın çıktığı kadar bağırarak yansıyan seslerden bir kulağını eliyle kapatarak.., kendinin en derin ve en masum sesini içtenliğinde tanımaya ve onunla terennüm etmeye başlarlar. Kulaklarına işlenen lorilerden başlayarak, klamlara- stranlara bir yaşam süresince yol alırlar. Bu yol, doğadan kesildikten sonra toplumsallığa doğru evrildiğinde çığlığa ve hatta daha ötesi çılgınlığa dönüşür.

İşte bu keskin virajda namesi kuş kanatlarına ulaşan, insan bedeninin ayak parmak ucunda salındığı estetik; "Şabûn" (sevinç), dodan'ın ses-verdiği bu içkinliği ve içtenliği kendi ibaresiyle ifadeye yanaştığı andır."BİR tarzı anlatmak çok zor, içsel patetik evrelerden geçen bir doğaçın tanımı benim için zor ve bundandır ki şu tarzın ya da şu müzikal değerlerin varolduğunu kestirmek zor. geleneksel bir kültürün içinde yaşayan ve onun folklorik tınılarını yaşayarak varola gelen bir zaman diliminde sadece denemekten öte bir şey kalmıyor. Her hikayenin başka bir iklimi olunca yürekte her mevsim kendi hüznünü yaşayınca, bize sadece ona yakışan melodiyi bulmak kalıyordu...."sevinç, (şabun), kendi içkinliğine, kendi sesine ve kendi sözünün masumiyetinde buluşmaktır. Ses cümbüşünde folklorik olanı özgünlüğüne eklemleyerek bu ses taşıyıcısına kulak vermek; şabun'a emeği, kendiliği ve deneyimi farkındalıklara paylaştırmaktır. Albüm bir konsept olarak, folklorik değerlerin yaşam sürecindeki izdüşümleridir. İlk olarak Malan bar kirin (evleri göç ettirdiler) ile tüm değerlerin insan özünden göçertilmesiyle, benliğin bedenden uzaklaşmasıyla, delilik ile çılgınlık arasındaki gelgit haline nasıl dönüştüğünü.., öksüzlük duygusuyla terennüm eder. Nexşe mirzo, (soylunun mezartaşı) ile kök-sap (qalûqirş) imgeleminde koparılmışlığın, en uzak diyarından- tarihinden modernin algısında, postunu yitirmiş dolmenine tınılarında hüznü çing çing işlerken.., tek dünyaya kudret helvasını yedi kapıdan aramanın iki pınarla ağlayışıdır. Mele isa parçasında, tüm bu nöbetlerin gönül sevincine, sensin ömrün "Şa dile min emrê te " olarak ifade bulduğu, seni ey "dilberê ve edle" ile vücuda getirirken neçe ve hevî ile artık folklorik olanı öteleyerek kendini içtenliğini ve sesine sözünü katarak bedenini gizleyen yalnızlığını, gitme şehrim ile kendine dönüşünü "Neçe bajarê min neçe were" strana dönüştürür. Artık "şabun" bu sese kulak verenlerin sevincidir. İlk defa bir albüm tüm hüznü ve acıyı (xemginûjan) sese ve söze terk edip, tüm neşe ve sevinci (şênûşabun) dinleyene sunuyor.

Gırtlağın vecd halindeki şabun'u artık dinleyicinin seccadesidir. "Her yeni bir masal doğumumu belirledi.ince ve usul usul sesler kulağıma gelirken yeni bir dönemin içinde buldum.çevremde gözlemlediğim şeyler büyüdüğümü yeni bir yaşın coşkusunu beraberinde getirdi.büyüdükçe zamanda büyüdü benimle beraber çocukluğuma dair şeyler avuçlarım arasında sadece birer anı olarak kaldı.gezdiğim topraklar üzerinde tarihin bilinmedik zamanlarına doğru yola çıktım.derin bir tarihin tarifsiz gerçeklikleri karşısında sefil izlemekten gayrı bir şey olmadı.annemin yüzümü okşarkenki estirdiği yürekteki rüzgarı insan olmanın erdemliliğini öğretti.her öğreti dilimde yeni bir heceyi yeni bir cümleyide beraberinde getirdi.zaman bir nehir gibi akıp giderken fırtınalar hüzünler insana yabancı olmayan tüm duygularla beraber büyüdüm.nerde nasıl nezaman dünyaya geldiğimin hesabını yapmak sadece sıradanlaştırırken içimde kalan şeylere ihanet etmeden karalıyorum.melenkolik serzenişlerim koynumda benl büyüttüğüm sancılarımdır yazdırtan.mitolojik yaşantılar masallar efsane şeyler ve dile düşen her şey aklımın ve algılarımı açmama yardımcı olacak her öğreti tekrardan büyüdüğümü hissettirdi.hayata kibar olamadığım kontrol edemediğim duygular aç olmama vesile olurken süslü cümlelerde arkasından dökülüverdi.içselleştirdiğim tüm aşklar hüznüde beraberinde getirdi ne çok ağladı bu topraklar savaşlar ardında yitirilenler.her uyanışım ardında etekelrimde topladıklarım sesime kalem oldu ve döküldü yerlere.sokaklarda gizediğim çığlıklı yeşili serpiştirdim nağmelerimle kadife yollar ve kaldırım üzerinde gezinen zaman yeni yaşımıda kucağıma bıraktı."

Dodan Özer; Muş-Varto’da dünyaya gelen Dodan Özer ilk, orta ve lise öğrenimlerini de burada tamamladı. Müzik çalışmalarına 1992 yılında Varto’da başlayan Dodan 1995 yılında İzmir’e yerleştikten sonra profesyonel bir çizgide devam etti. “Umuda Ezgi” grubu ile bir yıl boyunca İzmir’de konserler veren Özer, 1996 yılında İstanbul’a gelerek müzikal çalışmalarını burada sürdürdü. 1997 yılında Murat Öztürk’le kurdukları “Dodan Project” grubuyla blues, jazz, rock, newage ve etnik müziği Kürtçe sözlerle birleştirerek yeni bir müzikal perspektif sundukları “Be Naw (İsimsiz)” isimli bir albüm çalışması yaptılar. Bir dönem “İç Ses” müzik topluluğunun solistliğini de yapan Özer, tiyatro alanında da drama, oyunculuk, insanlık evrimi konulu seminerler verdi, atölye çalışmalarına katıldı ve iki tiyatro oyunu kaleme aldı. Halen İstanbul’da çalışmalarını sürdüren Özer, aynı zamanda bir şiir kitabı ve 2. albümü Şabûn üzerinde çalışmaktadır. Konserleri: Yurtiçi: İzmir Konseri (1996) Van Konseri (2000) Batman Konseri (2001) Gaziantep Konseri (2001) Doğubeyazıt Festivali (2002,2003,2004) Bitlis-Hizan Ceviz Festivali (2003) Varto Koğ Festivali (2003,2004,2005) İzmit Dernek Konseri (2004) Dersim Konseri (2007) Ankara Konseri (2008) Haymatlos Performan merkezi (2009-2010) devam etmekte Michael shaup-Dodan-Sonay Akçen (2009 Seven-Live project) Van Konseri (2010) DELİLERİN NİNNİSİ VAN(2010) ROXY istanbul (2010) Yurtdışı: Finlandiya Konseri (2003) İsveç Konseri (2003) Albüm Çalışmaları: Dodan Project, Be Naw (2005) Yeni bir soluk: Dodan Project

Albüm

Neçe


Neçe

Basında Dodan

İletişim

Sosyal Ağlar

İletişim

Be Naw

Zarokbun

×